İçeriğe geç
DİKİLİKONUŞUYOR
YENİ NESİL HABERCİLİK
Ana Sayfa / İzmir’de Siyasetin Yeni Denklemi: Temizlik mi, Transfer mi?

İzmir’de Siyasetin Yeni Denklemi: Temizlik mi, Transfer mi?

İzmir’de belediye başkanlarının parti değişiklikleriyle başlayan hareketlilik, AK Parti teşkilatlarında yeni bir dönemin kapısını mı aralıyor?

4 Ekim 2026 · 16:30Abdullah Özdemir5 dk okuma

İzmir’de belediye başkanlarının parti değişiklikleriyle başlayan hareketlilik, AK Parti teşkilatlarında yeni bir dönemin kapısını mı aralıyor?

Siyasette bazen tek bir cümle, uzun zamandır biriken soruların yeniden sorulmasına neden olur.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşırız” sözleri de İzmir açısından böyle bir tartışmanın önünü açtı.

Çünkü İzmir’de son dönemde yalnızca siyasi transferler konuşulmuyor. Teşkilatların geleceği, belediyelerdeki yeni dengeler ve AK Parti’nin önümüzdeki döneme nasıl hazırlanacağı da aynı anda tartışılıyor.

Foça Belediye Başkanı Saniye Bora Fıçı’nın, ardından Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız’ın AK Parti’ye katılması siyasi hareketliliği görünür hale getirdi. Menderes’te yaşanan gelişmeler de bu tabloya başka bir boyut ekledi.

Şimdi ise kulislerde dört belediye başkanının daha AK Parti’ye geçebileceği konuşuluyor.

Burada bir parantez açmak gerekiyor.

Bu isimlerin kim olduğu ve geçişlerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği kesinleşmiş değil. Dolayısıyla kulis bilgisini gerçekleşmiş bir siyasi karar gibi yazmak gazetecilik açısından doğru olmaz.

Fakat şu da bir gerçek:

İzmir’de siyasi dengeler hareketlenmiş durumda.

Bunun yanında AK Parti teşkilatlarında da yeni bir değerlendirme sürecinin yaşanabileceği konuşuluyor.

30 ilçedeki teşkilatların saha performansı, vatandaşla kurduğu ilişki, mahalle çalışmalarının niteliği ve önümüzdeki dönemin siyasi temposuna ne kadar hazır oldukları tartışmanın merkezinde.

Burada benim dikkatimi çeken isim ise AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı.

Çünkü Saygılı’nın ortaya koyduğu saha ağırlıklı çalışma temposu, yalnızca kendi performansıyla sınırlı bir mesele değil. Aynı zamanda ilçe teşkilatları açısından da yeni bir çıta anlamına geliyor.

İl başkanının sahada olduğu, ilçeleri dolaştığı, teşkilatları hareketlendirmeye çalıştığı ve vatandaşla doğrudan temasın artırılmasını istediği bir çalışma anlayışında, ilçe teşkilatlarının da aynı tempoya yaklaşması beklenir.

Dolayısıyla bundan sonraki süreçte mesele sadece “Kim görevde kalacak?” sorusu olmayabilir.

Asıl soru şu olabilir:

Kim gerçekten çalışıyor?

Çünkü siyasi partilerde görev almak başka, o görevin hakkını vermek başka şeydir.

Bir ilçe başkanının kaç aydır görevde olduğu elbette önemlidir. Fakat bundan daha önemlisi, o süre içerisinde ne yaptığıdır.

Teşkilatını sahaya çıkarabiliyor mu?

Vatandaşın sorunlarını gerçekten dinliyor mu?

Mahallelerde karşılığı var mı?

Belediye hizmetleri konusunda etkili bir siyasi iletişim kurabiliyor mu?

Ve en önemlisi, daha yüksek tempolu bir dönemi taşıyabilecek durumda mı?

Önümüzde 2028 genel seçimleri ve 2029 yerel seçimleri gibi iki önemli siyasi eşik bulunuyor.

Bu nedenle bugün yapılacak teşkilat değerlendirmelerinin yalnızca bugünü değil, önümüzdeki birkaç yılı da hesaba katması gerekir.

Benim kanaatim şu:

Bilal Saygılı’nın ortaya koyduğu tempoya ayak uyduramayan bir teşkilat yapısının, yalnızca geçmişteki başarılarına güvenerek yoluna devam etmesi kolay olmayacaktır.

Ama bunun tersi de aynı ölçüde geçerli.

Göreve yeni gelmiş bir isim gerçekten çalışıyor, sahada karşılık buluyor ve teşkilatını hareketlendirebiliyorsa sırf “yeni” olduğu için değişmesi de doğru olmaz.

Burada ölçü herkes için aynı olmalı.

Makamın büyüklüğü değil, yapılan iş.

İsmin ağırlığı değil, sahadaki karşılığı.

Geçmişteki ilişkiler değil, bugünkü performans.

İşte Erdoğan’ın “yanlış yapanla vedalaşırız” sözünün İzmir açısından asıl sınavı da burada başlıyor.

Çünkü eğer bir “temizlik” yapılacaksa bunun sadece eski kadrolara uygulanması adaletli olmaz.

Aynı şekilde eğer yeni isimler getirilecekse, onların da sadece farklı bir siyasi geçmişe sahip olmaları yeterli olmamalı.

Siyasette transfer önemlidir ama transferin ardından ne yapılacağı daha önemlidir.

Çünkü belediye başkanlarının parti değiştirmesi manşet olur.

Asıl başarı ise ertesi gün başlar.

Teşkilatın o yeni siyasi tabloya hazırlanması, vatandaşla bağ kurması ve sahada karşılık üretmesi gerekir.

İzmir’de bugün konuşulan değişimin kalıcı olup olmayacağını da aslında bu belirleyecek.

Kulislerde “Sırada kim var?” sorusu soruluyor.

Ben ise başka bir sorunun daha önemli olduğunu düşünüyorum:

Kim, önümüzdeki dönemin siyasi yükünü taşıyabilecek?

Çünkü önümüzdeki süreç sadece transferlerin değil, performansın da sınanacağı bir dönem olacak.

Bilal Saygılı’nın temposu bu açıdan önemli bir gösterge.

İl başkanlığı daha hızlı, daha görünür ve daha yoğun bir saha siyaseti istiyorsa, ilçe teşkilatlarının da buna cevap vermesi gerekir.

Veremeyenlerin ise yalnızca görev süresine veya geçmişteki ilişkilerine güvenmesi yeterli olmayabilir.

Sonuçta siyaset, makamı koruma sanatı değildir.

Siyaset, verilen görevin hakkını verebilme meselesidir.

İzmir’de yeni denklem belki de tam burada kuruluyor:

Makam değil performans.
Görüntü değil icraat.
Kalabalık değil saha.
Söz değil sonuç.

Temizlik mi?

Transfer mi?

Belki ikisi birden.

Ama bu dönemin asıl hikâyesini, kimin geldiğinden çok kim gerçekten çalıştı ve kim sonuç üretti sorusunun cevabı yazacak.

OKUYUCU KÖŞESİ

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmadı. Görüşünüzü ilk paylaşan siz olun.

Yorum Yap

Yorumlar yayımlanmadan önce editör onayından geçer. E-posta adresiniz yayımlanmaz.

Yorum göndererek Gizlilik Politikası kapsamında IP adresinizin güvenlik ve moderasyon amacıyla kaydedilmesini kabul edersiniz.

Haber bilgileri

YayınDikili Konuşuyor Haber Merkezi
Muhabir / EditörAbdullah Özdemir
KaynakDikili Konuşuyor