
Bazı yatırımlar vardır; yalnızca betonla, demirle, çimentoyla ölçülmez. Bir kentin geleceğine duyulan inancı, bir bölgenin umutlarını ve vatandaşın devletine duyduğu güveni de içinde taşır.
İşte Çandarlı Limanı meselesi, tam da böyle bir meseledir.
Yıllar önce büyük hedeflerle anlatıldı. Projeler tanıtıldı, vaatler sıralandı. Türkiye’nin deniz ticaretinde önemli merkezlerinden biri olacağı söylendi. Dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın görev yaptığı süreçte gündeme gelen bu yatırım, Bakırçay Havzası için de büyük beklentiler oluşturdu.
Peki, aradan geçen yılların ardından bugün dönüp baktığımızda ne görüyoruz?
Mesele yalnızca bir liman değil. Mesele, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı, yatırımların hangi hesaplarla planlandığı ve yıllar önce verilen sözlerin ne ölçüde yerine getirildiğidir.
Bir yatırımın büyüklüğü, harcanan parayla değil, ortaya çıkardığı sonuçla ölçülür
Çandarlı Limanı için geçmişte yaklaşık 700 milyon liralık yatırım yapıldığı yönünde açıklamalar bulunuyor. Bu rakamın hangi kalemleri kapsadığı, hangi döneme ait olduğu ve toplam proje maliyetinin ne olduğu ise belgeleriyle ortaya konulmalı.
Ancak burada asıl sorulması gereken, yalnızca ne kadar para harcandığı değil.
Bu kadar para harcandıysa, karşılığında ne elde edildi?
Bir liman yapmak elbette önemlidir. Fakat bir projeye başlamakla onu tamamlamak, tamamlamakla da verimli biçimde işletmek aynı şey değildir.
Önemli olan; limanın çalışması, ticareti büyütmesi, istihdam oluşturması ve bölge insanına yeni imkânlar sunmasıdır.
Yatırımın gerçek başarısı, tanıtım toplantılarında anlatılanlarla değil, yıllar sonra ortaya çıkan sonuçlarla ölçülür.
Eğer büyük hedeflerle yola çıkılmışsa bugün o hedeflerin neresinde olduğumuz da açıklanmalıdır.
Projenin başlangıcında ne öngörüldü? Ne kadar kaynak kullanıldı? Hangi aşamalar tamamlandı? Limanın mevcut durumu nedir? Beklenen ekonomik hareketlilik neden sağlanamadı?
Bunlar siyasi tartışmaların ötesinde, millet adına sorulması gereken sorulardır.
Balıkçıların oltası, milyonluk yatırımın karşısında!
Çandarlı Limanı üzerinden yapılan eleştirilerde dikkat çeken görüntülerden biri de liman sahasında balıkçıların balık tuttuğunun anlatılması.
Bir tarafta büyük yatırım hedefleri, diğer tarafta bugün hâlâ cevap bekleyen sorular…
Ortada büyük bir yatırım beklentisi varsa vatandaşın şu soruyu sorması da son derece doğaldır:
Bu liman neden beklenen işlevine kavuşamadı?
Limanın zemin koşulları, teknik özellikleri ve ekonomik fizibilitesi yatırımın geleceğini etkilediyse bunların ne zaman değerlendirildiği açıklanmalıdır.
Fizibilite çalışmaları nasıl yapıldı? Teknik riskler önceden belirlendi mi? Projenin uygulanması sırasında hangi sorunlarla karşılaşıldı?
Bunların cevabını bilmek vatandaşın hakkıdır.
Çünkü mesele, bugün limanın çevresinde kimin balık tuttuğu değil; kamu kaynaklarıyla yapılan bu yatırımın ülkeye ve bölgeye ne kazandırdığıdır.
Kaynak yok deniliyor, peki harcanan kaynakların hesabı nerede?
Bugün vatandaş geçim derdinde. Esnaf maliyet hesabı yapıyor, emekli ay sonunu getirmeye çalışıyor, gençler geleceğini planlamakta zorlanıyor.
Böyle bir dönemde kamu yatırımlarının hesabını sormak bir lüks değil, vatandaşlık sorumluluğudur.
Çünkü kamu kaynağı, birilerinin istediği gibi harcayabileceği sınırsız bir bütçe değildir. O kaynak milletin vergisidir. Çalışanın emeğinden, esnafın kazancından, üreticinin alın terinden oluşur.
Dolayısıyla mesele yalnızca ne kadar para harcandığı değil, o paranın topluma ne kazandırdığıdır.
Bir yatırım planlanırken siyasi hedefler kadar ekonomik gerçekler de dikkate alınmalıdır. Maliyetler, gelir beklentileri, teknik koşullar, ulaşım bağlantıları ve ticari talep doğru hesaplanmalıdır.
Aksi hâlde geriye büyük projeler, yüksek maliyetler ve cevapsız sorular kalır.
Kamu yönetiminde başarı, ne kadar beton döküldüğüyle değil, o betonun insan hayatına ne kattığıyla ölçülür.
Bu liman neden tamamlanmadı?
İşte Çandarlı Limanı konusunda artık açıkça cevaplanması gereken sorular bunlar.
Bu liman neden tamamlanmadı?
Neden bu kadar para harcandı?
Projenin başlangıcında yapılan hesaplarla bugünkü tablo arasında nasıl bir fark oluştu?
Yatırımın gecikmesine veya beklenen işlevine ulaşamamasına neden olan teknik, ekonomik ve idari sorunlar nelerdi?
Ve en önemlisi: Bu sürecin sorumluluğu kimde?
Bu soruları sormak, peşinen birilerini suçlamak anlamına gelmez. Tam tersine, gerçeğin ortaya çıkarılmasını istemektir.
Sorumluluk sahibi bir yönetim, bu sorulara belgelerle cevap verir. Harcamaları açıklar, gecikmelerin nedenlerini ortaya koyar ve projenin geleceğine ilişkin somut bir yol haritası sunar.
Vatandaşın beklediği de budur.
Ne eksik ne fazla.

Çandarlı’nın hakkı, açık ve net cevaplar
Çandarlı Limanı, Bakırçay Havzası’nın geleceğinden ayrı düşünülemez. Dikili’den Bergama’ya, Kınık’tan Aliağa’ya kadar bu bölgenin ekonomik potansiyeli, doğru planlanan ve zamanında tamamlanan yatırımlarla büyüyebilir.
Ancak bölgenin geleceğini konuşurken geçmişte yapılan yatırımları sorgulamaktan kaçınamayız.
Liman için bugüne kadar ne kadar kamu kaynağı kullanıldı? Projenin mevcut durumu nedir? Tamamlanması için ne kadar kaynak gerekiyor? İşletmeye alınmasının önündeki engeller nelerdir? Varsa gecikmelerin ve maliyet artışlarının sorumluluğu kimdedir?
Bu soruların cevapları kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Hiçbir yatırım, yalnızca büyük bir proje olarak tanıtıldığı için eleştiriden muaf tutulamaz. Kamu kaynakları söz konusuysa şeffaflık bir tercih değil, sorumluluktur.
Eğer eksikler varsa giderilmeli. Yanlış hesaplar yapıldıysa ortaya çıkarılmalı. Kaynaklar verimsiz kullanıldıysa bunun nedenleri açıklanmalı. Projenin tamamlanması mümkünse gerekli adımlar atılmalı; değilse de nedenleri kamuoyuna anlatılmalıdır.
Vatandaşa yalnızca vaat sunmak yetmez. Yapılan işin sonucunu da göstermek gerekir.
Milletin parasının hesabı millete verilmelidir
Çandarlı Limanı’nın hikâyesi, bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor.
Bir projeyi duyurmak kolaydır. Büyük hedefler koymak, görkemli sunumlar hazırlamak ve yatırım vaatlerinde bulunmak da kolaydır.
Zor olan, o projeyi tamamlamak ve yıllar sonra vatandaşın hayatında gerçek bir karşılık bulmasını sağlamaktır.
Bugün Çandarlı’da sorulması gereken soru, yalnızca geçmişte kimin hangi sözü verdiği değildir. Asıl mesele, bu yatırımın neden beklenen noktaya ulaşamadığı, bölgeye ne kaybettirdiği ve bundan sonra ne kazandırabileceğidir.
Çünkü mesele yalnızca bir liman değildir.
Mesele, vatandaşın ödediği verginin karşılığını alıp alamadığıdır.
Mesele, Bakırçay’ın geleceğidir.
Mesele, büyük vaatlerle başlayan yatırımların neden yıllarca tamamlanamadığının açıklanmasıdır.
Ve mesele, millet adına harcanan her kuruşun hesabının yine millete verilmesidir.
Çandarlı Limanı üzerinden bugün sorulması gereken soru açık: Bu kadar para neden harcandı, proje neden beklenen noktaya ulaşamadı ve bunun hesabını kim verecek?
Bu soruların cevabı verilmeden, Çandarlı’nın ve Bakırçay’ın geleceğine ilişkin beklentileri konuşmak eksik kalacaktır.
Çünkü millet yalnızca yatırım yapılmasını değil, yaptığı ödemenin karşılığını da görmek istiyor.
Kamu kaynağı harcanıyorsa, hesabı da kamuoyuna verilmelidir.
vahit koç — Diğer Yazıları
Hesabı Verilmeyen Paranın Mührü Olmaz
Oda seçimleri yaklaşırken büyüyen seçim harcamaları konuşuluyor. Asıl mesele ise paranın miktarından çok, kaynağının ve hesabının sorulabilmesi. Para Birimleri ve Döviz
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı. Görüşünüzü ilk paylaşan siz olun.